12 direkte Treffer gefunden für: zaman


77 indirekte Treffer gefunden für: zaman

Deutsch Türkisch
der Abbauwert {sub} {m} zamana bağlı olarak değişen kandaki şeker miktarı
Abbrechen des Wählvorgangs wegen Zeitüberschreitung zaman aşımı nedeniyle numara çevirmeyi durdurma
abbrummen {v} [brummte ab, hat abgebrummt] zaman geçirmek
abgefahren sein {ugs.} zamanı geçmiş olmak
abgelaufen {adj} zamanı geçen
abkömmlich {adj} zamanı olma
abkömmlich sein {v} zamanı olmak
Ablauf der Zeitspanne {sub} {m} zaman diliminin dolması
Ableitung nach der Zeit {sub} {f} zaman içinde çekilme
Abrechnung nach Zeit {sub} {f} zamana göre hesaplama
Abrechnung nach Zeitaufwand {sub} {f} zaman sarfiyatına göre hesaplama
abwarten {v} [wartete ab, hat abgewartet] zaman kollamak
aktive zeitweilig getrennte Gebiete {sub} {pl} zaman zaman ayrılan aktif bölgeler
die Aliquotierung {sub} {f} zaman dilimine göre ücret ödenmesi
der Aliquotierungsfaktor {sub} {m} zaman dilimine göre ücret ödeme faktörü
allmählich {adj} zaman geçtikçe
als die Zeit heranrückte zaman yaklaştığında
am Anfang der Zeit zamanın başında
am Ende des Zeitabschnitts zaman diliminin sonunda
An die Zeit anpassen {v} zamana uymak
anberaumen {v} [Zeit] zaman vermek
die Anberaumung {sub} {f} zamanini belirleme
die Anberaumung {sub} {f} zamanını tespit etme
Andienung der fälligen Miete {sub} {f} zamanı gelen kirayı ödeme
Anfang der Verjährung [Rechtswissenschaft] zaman aşımı başlangıcı
Anfang der Verjährung zaman aşımı başlangıcı
Anleihe mit vorzeitigem Rückgaberecht {sub} {f} zamanından önce geri verme hakkı olan tahvil
Annahme der Zeit {sub} {f} zamanı tahmin etme
die Arbeitsstudie {sub} {f} zaman ve hareket etüdü
asynchron {adj} zaman uyumsuz
der Asynchroncomputer {sub} {m} zaman uyumsuz bilgisayar
die Asynchronie {sub} {f} zaman uyumsuzluk
auf der Höhe der, seiner Zeit sein, stehen zamanının zirvesinde olmak
auf der Höhe der Zeit zamanın zirvesinde
auf die Dauer zamanla
auf Zeit beschränktes Patent zaman ile sınırlanmış patent
Aufhebung der Verjährung {sub} {f} zaman aşımının kaldırılması
Aufteilung der Zeit {sub} {f} zamanı paylaşma
aufwändig {adj} zaman alan
aus Zeitmangel zaman yetersizliğinden dolayı
ausweichen um Zeit zu gewinnen {v} zaman kazanmak için kaçınmak
die Befristung {sub} {f} zamanı sınırlama
billige Zeitkarte {sub} {f} zaman ucuz kart
brauchen {v} [Zeit] zamana ihtiyacı olmak
chronologisch {adj} zamansal oluşumuna göre sıralanmış
das Chronometer {sub} {n} zamanölçer
der Creek {sub} {m} zaman zaman kuruyan küçük ırmak
daranwenden {v} [wendete daran, habe darangewendet] zaman harcamak
daranwenden {v} [wendete daran, habe darangewendet] zaman sarf etmek
das Gebot der Stunde zamanın gereği
das ist eine Frage der Zeit zaman meselesidir
abgearbeitete Zeit {sub} {f} çalışarak ödenmiş zaman
abgelaufene Zeit {sub} {f} geçmiş zaman
die Ablaufzeit {sub} {f} geçen zaman
der Ablieferungstermin {sub} {m} teslim için belirlenmiş zaman
abrechenbare Zeit {sub} {f} hesaplanabilir zaman
der Abreisetermin {sub} {m} hareket için belirlenmiş zaman
absolute Zeit {sub} {f} mutlak zaman
die Absolutzeit {sub} {f} mutlak zaman
ad infinitum her zaman
addierte Zeit {sub} {f} eklenen zaman
administrative Zeit {sub} {f} idari zaman
aktuelle Zeit {sub} {f} aktüel zaman
allerweil [österr.: südd.] her zaman
alleweil {adv} her zaman
alleweile {adv} her zaman
allweg {adv} her zaman
allzeit {adv} her zaman
Als [zur Zeit als] -diği zaman
als olduğu zaman
Als die Prügelei losging, ... dövüş başladığı zaman
als du sprachst konuştuğun zaman
als er das gesagt hatte bunu söylediği zaman
als er meine Stimme hörte sesimi duyduğu zaman
als wir das Land erblickten karayı gördüğümüz zaman
als wir gerade kletterten tırmandığımız zaman
als wir in der Dunkelheit waren gece karanlığında bulunduğumuz zaman
0.003s