2 direkte Treffer gefunden für: bunu

Deutsch Türkisch
diesen bunu
worauf {adv} bunu

77 indirekte Treffer gefunden für: bunu

Deutsch Türkisch
als Beweis dessen bunun ispatı olarak
als er das gesagt hatte bunu söylediği zaman
als solche bunun gibisine
ann {adv} [darauf] bunun üzerine
anstatt dessen [Präposition] bunun yerine
apropos {adv} [übrigens] bunun dşında
außer [zusätzlich zu] bunun dışında
betrachte das als ungesagt! bunu söylenmemiş kabul et!
sogar ein Blinder könnte das sehen bunu bir kör bile görebilir
Bist du damit fertig? Bunu bitirdinmi?
blickst du da durch? bunu anlıyormusun?
braucht es nicht [er, sie, es~] bunun lüzumu yok
Da gibt es kein Aber! Bunun fakat`i olmaz
Da muss man einfach dabeisein bunu gürüp yaşamak lâzım
da steckt mehr dahinter bunun arkasında daha fazla bir var
dabei {adv} bununla birlikte
dabei [doch] bununla beraber
dafür {adv} [deshalb] bunun için
dafür {adv} [stattdessen] bunun yerine
dafür gibt es einen Grund bunun bir sebebi olmalı
dafür ist er verantwortlich bunun için o sorumlu
Dafür ist mir mein Geld zu schade bunun için sabrıma yazık
dagegen {adv} bunun karşısında
daher {adv} bunun yüzünden
dahingehend {adj} bunu içeren
damit {adv} bununla
damit beschäftigt sein {v} bununla meşgul olmak
Damit hast du meinen Tag gerettet! Bununla günümü kurtardın
Damit hast du mir eine Riesenfreude gemacht! Bununla beni çok sevindirdin
damit nicht bununla değil
damit nicht genug bununla kalsa!
damit rechnen {v} bunu hesaba katmak
damit richtet er nichts aus bununla bir şeye ulaşamaz
danach benannt bununla anılır
danach kräht kein Hahn mehr bunu arayıp soran yok
daneben {adv} bunun yanına
daneben {adv} bunun yanında
daran denken! bunu düşün!
Daran gibt es nichts zu deuteln bunun yanlış anlaşılacak bir yönü yok
darauf {adv} [daraufhin] bunun üzerine
darauf {adv} bunun üzerine
Darauf kann er stolz sein bununla gurur duyabilir
Darauf kannst du lange warten! Bunu çok beklersin
Darauf trinken wir bunun şerefine içelim
daraufhin {adv} bunu müteakip
daraufhin {adv} bunun üzerine
daraus folgend bunun devamında
darein {adv} bunun içine
Darf ich das mitnehmen? bunu beraberimde götürebilir miyim?
darin {adv} bunun içinde
darin {adv} bunun içine
die Ableselupe {sub} {f} okuma dürbünü
astronomisches Fernrohr {sub} {n} gök dürbünü
die Badeseife {sub} {f} banyo sabunu
die Bimsseife {sub} {f} cila sabunu
die Bimsseife {sub} {f} pomza taşı sabunu
der Bimsstaub {sub} {m} pomza taşı sabunu
die Bleichseife {sub} {f} çamaşır sabunu
das Bombenfernrohr {sub} {n} bomba dürbünü
das Bombenzielfernrohr {sub} {n} bomba hedef dürbünü
das Bruchkraut {sub} {n} leylek sabunu
der Doppelrefraktor {sub} {m} çifte rasathane dürbünü
der Ehrenplatz {sub} {m} [Sport] şeref tribünü
die Ehrentribüne {sub} {f} [Sport] şeref tribünü
der Feldstecher {sub} {m} batarya dürbünü
die Fischölseife {sub} {f} balıkyağı sabunu
die Fleckenseife {sub} {f} leke sabunu
die Fleckseife {sub} {f} leke sabunu
die Flüssigseife {sub} {f} [Handwaschmittel] sıvı el yıkama sabunu
der Flüssigseifenspender {sub} {m} kutuda sıvı el yıkama sabunu
das Gewehr-Zielfernrohr {sub} {n} Silah-hedef dürbünü
die Grundseife {sub} {f} ham sabunu
die Gästeseife {sub} {f} misafir sabunu
die Handseife {sub} {f} el sabunu
die Honigseife {sub} {f} bal sabunu
das Infrarotzielfernrohr {sub} {n} infraruj hedef dürbünü
das Jagdfernglas {sub} {n} av dürbünü
0.002s