Keine direkten Treffer gefunden für: olmasi

Deutsch Türkisch

36 indirekte Treffer gefunden für: olmasi

Deutsch Türkisch
aussichtslos {adj} olması mümkün değilmiş gibi görünen
eine Frau, wie sie sein soll olması gerektiği gibi bir kadın
entgegensehen {v} olmasını beklemek
mordsmäßig {adj} olması gerekenden fazla
nicht wie es sich gehört olması gerektiği gibi değil
richtig {adj} olması gerektiği gibi
unabdingbar {adj} olması gereken
was geschehen soll olması gereken
wenn es unbedingt sein muss olması mecburi ise
während olmasına karşın
abbauwürdig [Bergbau] işletmeye değer miktarda maden mevcut olması
Ablauf der Frist {sub} {m} vade dolması
Ablauf der Frist {sub} {m} vadenin dolması
Ablauf der Gültigkeit {sub} {m} geçerliliğin kaybolması
Ablauf der Kündigungsfrist {sub} {m} çıkış süresinin dolması
Ablauf der Police {sub} {m} poliçe süresinin dolması
Ablauf der Probenahme {sub} {m} örnet alma süresinin dolması
Ablauf der Zeit {sub} {m} süre dolması
Ablauf der Zeitspanne {sub} {m} zaman diliminin dolması
Ablauf des Patentschutzes {sub} {m} patenti koruma müddetinin dolması
Ablauf des Rechts auf Beihilfe {sub} {m} yardım alma hakkı süresinin dolması
Ablauf von Fristen {sub} {m} sürelerin dolması
Abmagerungsfähigkeit des Motors {sub} {f} motorun yakıt-hava oranının azaltılmış olması
die Abrogation {sub} {f} [Jura] çıkan yeni kanunla eski kanunun hükümsüz olması
die Absatzflaute {sub} {f} işlerin kesat olması
die Abszessbildung {sub} {f} çıban peydah olması
die Acetonämie {sub} {f} handa yüksek miktarda keton maddesi olması
Alkaliausscheidung im Urin {sub} {f} idrarda alkali olması
als Bundesvorstand haften Federal Yönetim Kurulu`nun kefil olarak sorumlu olması
die Anlagenverfügbarkeit {sub} {f} tesisatın hizmete hazır olması
die Anspruchsverjährung {sub} {f} davanın zaman aşımına tabi olması
Arc de cercle {sub} {m} [Kreisbogen] histeri nöbetinde gövde kaslarının aşırı kasılmasıyla bedenin önünün dışbükey hale gelerek yerde yatan kişinin bedeninin ayakları ile başı yerde gövdesi yukarı kalkmış durumda olması
Artikel führen malın olması
auf eigene Gefahr riskin şahsa ait olması
Aufnahmebereitschaft des Marktes {sub} {f} pazarın malı kabul etmeye hazır olması
Auseinanderklaffen der Meinungen {sub} {n} fikrilerin ayrı olması
0.003s