20 direkte Treffer gefunden für: oyun


77 indirekte Treffer gefunden für: oyun

Deutsch Türkisch
abpfeifen {v} [pfiff ab, hat abgepfiffen] oyuna ara vermek
algebraische Notation {sub} {f} [Schach] oyunun cebri kaydı
Algorithmus für das Spiel {sub} {m} oyun için algoritma
als Schauspieler {sub} {m} oyuncu olarak
am Rand des Spielfelds oyun sahasının dışında
am Spielautomat spielen oyun otomatiğinde oynamak
am Spielfeldrand oyun sahası kenarında
anspielen {v} [spielte an, hat angespielt] oyunu açmak
anspielend {adj} oyunu açan
auf dem falschen Fuß erwischen [auch fig.] oyuna getirmek
auf dem falschen Fuß erwischt oyuna getirildi
auf dem Spiel oyun esnasında
das Aufbauspiel {sub} {n} oyun kurma
der Aufbauspieler {sub} {m} [Basketball, Fußball] oyun kuran oyuncu
der Aufbauspieler {sub} {m} [Basketball, Fußball] oyun kurucu oyuncu
die Aufbauspielerin {sub} {f} [weiblich:Basketball, Fußball] oyun kuran oyuncu
die Aufbauspielerin {sub} {f} [weiblich:Basketball, Fußball] oyun kurucu oyuncu
aufspielen {v} [spielte auf, hat aufgespielt] oyun çıkarmak
aus der Reihe tanzen {v} oyun bozanlık etmek
aus der Reihe treten {v} oyun bozanlık etmek
aus Reihe tanzen oyun bozanlık etmek
ausgelaugt [Spieler] oyunda yorulmuş
ausgeschlossen {adj} oyundan atılmış
die Babypuppe {sub} {f} oyuncak bebek
der Balljunge {sub} {m} oyunda top toplayan erkek çocuk
der Baukasten {sub} {m} oyuncak
das Bauklötzchen {sub} {n} oyuncak ağaç takoz
die Bauklötze {sub} {pl} oyuncak ağaç takozlar
beim Spiel mitfiebern {v} oyunda birlikte heyecanlanmak
beim Spiel mogeln {v} {ugs.} oyunda hile yapmak
beim Spielen oyunda
beim Spielen schwindeln {v} oyunda aldatmak
beim Spielen verlieren {v} oyunda kaybetmek
bespielen {v} [spielte bei, hat beigespielt] oyun oynamak
Betreten der Spielfläche auf eigene Gefahr oyun alanındaki kazalar için mesuliyet kabul edilmez
Betreten Spielfläche auf eigene Gefahr oyun alanındaki kazalar için mesuliyet kabul edilmez
der Bühnenautor {sub} {m} oyun yazarı
die Bühnenautoren {sub} {pl} oyun yazarları
die Bühnenautorin {sub} {f} [weiblich] oyun yazarı
der Bühnendichter {sub} {m} oyun yazarı
die Bühnenerfahrung {sub} {f} oyun tecrübesi
das Casting {sub} {n} [Theater] oyuncu seçimi
die Casting-Agentur {sub} {f} oyuncu seçimi acentası
das Computerspielzeug {sub} {n} oyuncak bilgisayar
die Dantes {sub} {pl} oyun markaları
dantesk {adj} oyun markaları türünde
dantisch {adj} oyun markalarına uygun
die Darbietungen {sub} {pl} [Theater] oyunlar
der Darsteller {sub} {m} [Theater] oyuncu
die Darsteller {sub} {pl} oyuncular
die Darstellerin {sub} {f} [Theater] oyuncu
das Abenteuerspiel {sub} {n} maceralı oyun
adaptiertes Spiel {sub} {n} uydurulmuş oyun
das Affenspiel {sub} {n} maymunca oyun
der Altschaf {sub} {m} yaşlı koyun
an der Küste entlang kıyı boyun
der Anodenhals {sub} {m} anodik boyun
das Argali {sub} {n} koyun
das Argali {sub} {n} yabani koyun
die Aue {sub} {f} [Tier] dişi koyun
ausgereckter Hals {sub} {m} uzatılmış boyun
auswärtiges Spiel {sub} {n} dış sahada oyun
automatisches Endlosspiel {sub} {n} otomatik bitmez oyun
das Badminton {sub} {n} [Federballspiel] tüylü toplarla oynanan tenis benzeri bir oyun
das Ballspiel {sub} {n} topla oyun
der Barlauf {sub} {m} eskiden topsuz, açık havada, dikdörtgen içinde oynanan oyun
das Benefizspiel {sub} {n} hayır amaçlı oyun
die Brust {sub} {f} koyun
der Busen {sub} {m} [allgemein] koyun
bäuchlings {adv} [auf dem bauch] yüzükoyun
das Börsenspiel {sub} {n} borsada oyun
böser Streich {sub} {m} kötü oyun
dicke Hals {sub} {m} kalın boyun
das Dokumentarspiel {sub} {n} belgesel oyun
doppeltes Spiel {v} çiftli oyun
dramatisches Spiel dramatik oyun
der Dreiakter {sub} {m} üç perdelik oyun
0.004s