12 direkte Treffer gefunden für: zaman


50 indirekte Treffer gefunden für: zaman

Deutsch Türkisch
der Abbauwert {sub} {m} zamana bağlı olarak değişen kandaki şeker miktarı
Abbrechen des Wählvorgangs wegen Zeitüberschreitung zaman aşımı nedeniyle numara çevirmeyi durdurma
abbrummen {v} [brummte ab, hat abgebrummt] zaman geçirmek
abgefahren sein {ugs.} zamanı geçmiş olmak
abgelaufen {adj} zamanı geçen
abkömmlich {adj} zamanı olma
abkömmlich sein {v} zamanı olmak
Ablauf der Zeitspanne {sub} {m} zaman diliminin dolması
Ableitung nach der Zeit {sub} {f} zaman içinde çekilme
Abrechnung nach Zeit {sub} {f} zamana göre hesaplama
Abrechnung nach Zeitaufwand {sub} {f} zaman sarfiyatına göre hesaplama
abwarten {v} [wartete ab, hat abgewartet] zaman kollamak
aktive zeitweilig getrennte Gebiete {sub} {pl} zaman zaman ayrılan aktif bölgeler
die Aliquotierung {sub} {f} zaman dilimine göre ücret ödenmesi
der Aliquotierungsfaktor {sub} {m} zaman dilimine göre ücret ödeme faktörü
allmählich {adj} zaman geçtikçe
als die Zeit heranrückte zaman yaklaştığında
am Anfang der Zeit zamanın başında
am Ende des Zeitabschnitts zaman diliminin sonunda
An die Zeit anpassen {v} zamana uymak
anberaumen {v} [Zeit] zaman vermek
die Anberaumung {sub} {f} zamanini belirleme
die Anberaumung {sub} {f} zamanını tespit etme
Andienung der fälligen Miete {sub} {f} zamanı gelen kirayı ödeme
Anfang der Verjährung [Rechtswissenschaft] zaman aşımı başlangıcı
Anfang der Verjährung zaman aşımı başlangıcı
Annahme der Zeit {sub} {f} zamanı tahmin etme
die Arbeitsstudie {sub} {f} zaman ve hareket etüdü
asynchron {adj} zaman uyumsuz
der Asynchroncomputer {sub} {m} zaman uyumsuz bilgisayar
die Asynchronie {sub} {f} zaman uyumsuzluk
auf der Höhe der, seiner Zeit sein, stehen zamanının zirvesinde olmak
auf der Höhe der Zeit zamanın zirvesinde
auf die Dauer zamanla
auf Zeit beschränktes Patent zaman ile sınırlanmış patent
Aufhebung der Verjährung {sub} {f} zaman aşımının kaldırılması
Aufteilung der Zeit {sub} {f} zamanı paylaşma
aufwändig {adj} zaman alan
aus Zeitmangel zaman yetersizliğinden dolayı
ausweichen um Zeit zu gewinnen {v} zaman kazanmak için kaçınmak
die Befristung {sub} {f} zamanı sınırlama
billige Zeitkarte {sub} {f} zaman ucuz kart
brauchen {v} [Zeit] zamana ihtiyacı olmak
chronologisch {adj} zamansal oluşumuna göre sıralanmış
das Chronometer {sub} {n} zamanölçer
der Creek {sub} {m} zaman zaman kuruyan küçük ırmak
daranwenden {v} [wendete daran, habe darangewendet] zaman harcamak
daranwenden {v} [wendete daran, habe darangewendet] zaman sarf etmek
das Gebot der Stunde zamanın gereği
das ist eine Frage der Zeit zaman meselesidir
0.002s



Nützliche Links

Deutsche Sprache

Türkische Sprache

Deutsche Grammatik

Türkische Grammatik

Duden online

Türk Dil Kurumu