31 direkte Treffer gefunden für: yapma


77 indirekte Treffer gefunden für: yapma

Deutsch Türkisch
abgeraten yapmaması tavsiye edilmiş
abschließen {v} [Vertrag] yapmak
die Affektation {sub} {f} yapmacılık
die Affektepilepsie {sub} {f} yapmacık sara
affektiert {adj} yapmacık
affektiert {adj} yapmacık
affektiert lächeln {v} yapmacık gülmek
affektiert sprechen {v} yapmacık konuşmak
affektierte Angewohnheit {sub} {f} yapmacık alışkanlık
affektierte Manieren {sub} {pl} yapmacık adabı muaşeretler
affektierte Person {sub} {f} yapmacık kişi
affektierter Kerl {sub} {m} yapmacık adam
affektierter Stil {sub} {m} yapmacık tarz
die Affektiertheit {sub} {f} yapmacıklık
die Affektiertheiten {sub} {pl} yapmacıklıklar
Affektiertheits yapmacıklık
das Affektionsinteresse {sub} {n} yapmacık alâka
affig {ugs.} yapmacık
alles, was du tun musst yapmak zorunda olduğun her şey
anerbieten {v} [erbot an, hat anerboten] yapmak için teklif etmek
anfertigen {v} [fertigte an, hat angefertigt] yapmak
anlegen {v} [Kartei] yapmak
anmachen {v} [Salat] yapmak
anschicken, sich {v} yapmaya bağlamak
anstellen {v} [stellte an, hat angestellt] yapmak
artifiziell {adj} yapmacık
Auf- und Abbau yapma ve sökme
aufbauen {v} [baute auf, hat aufgebaut: schaffen, organisieren, gestalten] yapmak
aufbrühen {v} [Tee, Kaffee] yapmak
aufgesetzt {adj} [unnatürlich, übertrieben: Laune, Mimik] yapmacık
aufgesetzt {adj} [unnatürlich, übertrieben: verlogen, heuchlerisch] yapmacıklı
aufgesetzt wirken {v} yapmacık etki yapmak
aufgesetzter Stolz {sub} {m} yapmacık gurur
aufmauern {v} [mauerte auf, hat aufgemauert] yapmak
ausfallenlassen {v} yapmamak
ausführen {v} [führte aus, hat ausgeführt] yapmak
auslassen {v} [liess aus, hat ausgelassen] yapmamak
ausüben {v} [übte aus, hat ausgeübt] yapmak
die Ausübungen {sub} {pl} yapmalar
die Ausübungspflicht {sub} {f} yapma limiti
bauen {v} [baute, hat gebaut] yapmak
begehen {v} [Missetaten, Verbrechen] yapmak
der Begehversuch {sub} {m} yapma denemesi
behandeln {v} [behandelte, hat behandelt] yapmak
belieben {v} [beliebte, hat beliebt] yapma lütfunda bulunmak
bereitwillig [dienstfertig] yapmaya hazır
die Bereitwilligkeit {sub} {f} yapmaya hazır olma
besorgen {v} [erledigen] yapmak
betreiben {v} [Politik] yapmak
bewerkstelligen {v} [bewerkstelligte, hat bewerkstelligt] yapmak
bewirken {v} [bewirkte, hat bewirkt] yapmak
Abgabe eines Angebots {sub} {f} icap yapma
die Abgleichung {sub} {f} denge yapma
die Abhaltung {sub} {f} toplantı yapma
Abhaltung einer Sitzung {sub} {f} oturum yapma
Abhaltung einer Versammlung {sub} {f} toplantı yapma
die Abhärtung {sub} {f} dayanıklı yapma
die Ablöse {sub} {f} ödeme yapma
die Abortion {sub} {f} düşük yapma
das Abschiedsfeiern {sub} {n} veda eğlencesi yapma
das Abschäumen {sub} {n} köpük yapma
der Abstich {sub} {m} kol yapma
Abstufung zum Herausspringen aus dem Schützengraben {sub} {f} siper kuyusundan çıkmak için basamak yapma
das Abtupfen {sub} {n} tampon yapma
das Abtuschieren {sub} {n} bakımını yapma
die Abtönung {sub} {f} [Farbton] resme rötuş yapma
das Abvieren {sub} {n} dört köşe yapma
die Abvierung {sub} {f} dört köşe yapma
die Abweichungsnachverrechnung {sub} {f} fark nedeniyle tekrar hesap yapma
die Abwesenheitsauszählung {sub} {f} yoklama yapma
die Abänderung {sub} {f} değişiklik yapma
die Abänderung {sub} {f} değişiklik, değişiklik yapma
die Adoptionsvermittlung {sub} {f} evlat edinmede aracılık yapma
die Agitation {sub} {f} duygu sömürüsü yapma
die Agitation {sub} {f} [Propaganda für bestimmte politische oder soziale Ziele] duygu sömürüsü yapma
die Alarmauslösung {sub} {f} alarm yapma
alkalisch machen {v} alkalik yapma
0.006s