18 direkte Treffer gefunden für: yüksek


50 indirekte Treffer gefunden für: yüksek

Deutsch Türkisch
Abfall, hochradioaktiver~ {sub} {m} yüksek radyasyonlu atık
Abfall, hochstrahlender~ {sub} {m} yüksek radyasyonlu çöp
abgehoben yüksekte
Abholung hochrangiger Fluggäste {sub} {f} yüksek kademeli uçak yolcularını karşılama
Abstich des Hochofens {sub} {m} yüksek fırından döküm
die Absturztreppe {sub} {f} yükseklik farkı olan yerlerde yapılan sahanlık
Abteilung des Obersten Gerichts {sub} {f} yüksek mahkeme bölümü
Abteilung Hochbau {sub} {f} yüksek yapı dairesi
Abwanderung hochqualifizierter Arbeitskräfte {sub} {f} yüksek ihtisaslı gücü göçü
Abwanderung von hochqualifizierten Arbeitskräften {sub} {f} yüksek ihtisaslı gücü göçü
ACE inhibitor {sub} {m} yüksek tansiyona karşı ilaç
die ACE-Hemmer {sub} {pl} yüksek tansiyonda kullanılan ilaçlar
der Adel {sub} {m} yüksek soylu
die Akademie {sub} {f} yüksek okul
der Akademiker {sub} {m} yüksek öğrenim görmüş kişi
die Akademikerarbeitslosigkeit {sub} {f} yüksek öğremin görmüş kişi işsizliği
die Akademikerin {sub} {f} [weiblich] yüksek öğrenim görmüş kişi
die Akademikerin {sub} {f} [weiblich] yüksekokul mezunu
akademisch ausgebildete Führungskraft yüksek okul mezunu yönetici
akademische Ausbildung yüksek öğrenim
die Akrophobie {sub} {f} yükseklik korkusu
Akropolen yükseklerde kurulan şehir kaleleri
die Aktenanforderung {sub} {f} [durch ein übergeordnetes Gericht] yüksek mahkemeden dosya talebi
Aktie an Unternehmen mit hoher Rendite {sub} {f} yüksek gelirli firmaların hisse senedi
Aktie hoher Qualität {sub} {f} yüksek kaliteli hisse senedi
Aktien mit hohem Gewinn {sub} {pl} yüksek kazançlı hisse senetleri
die Alb {sub} {f} yüksek dağ
das Algol {sub} {n} yüksek düzey programlama dili
alkaliphil yüksek PH‚lı ortamda yaşayabilen organizmalara verilen ad
Alphateilchen grosser Reichweite {sub} {n} yüksek menzilli alfa parçacığı
das Altimeter {sub} {n} yükseklikölçer
an Bluthochdruck leiden yüksek tansiyonu olmak
an der Hochschule yüksek okulda
an der Spitze stehen {v} yüksek mevkide olmak
an hoher Stelle stehen {v} yüksek mertebede olmak
an Höhenangst leiden {v} yükseklikten korkmak
anfangen zu studieren {v} yüksek okula başlamak
anfangen zu studieren {v} yüksek tahsile başlamak
angeben {v} [gab an, hat angegeben] yüksekten atmak
die Anhöhe {sub} {f} yükseklik
Anlagen mit hohem Gewinn {sub} {pl} yüksek kazançlı yatırım
anschreien {v} [etwas schreiend zu übertönen versuchen] yüksek sesle bağırarak birini bastırmaya çalışmak
die Antizyklone {sub} {f} [Hochdruckgebiet] yüksek basınç bölgesi
Anwalt bei oberen Gerichten {sub} {m} yüksek mahkemelere çıkmayan avukatt
Anwerbung von Hochschulabgängern {sub} {f} yüksek okuldan ayrılanları işe alma
arterielle Hypertonie {sub} {f} yüksek tansiyon
Artikel von hohem Wert {sub} {m} yüksek değerli eşya
der AStA {sub} {m} [Abkürzung von Allgemeiner Studentenausschuss] Yüksek Okul Öğrencileri Genel Kurulu
der AStA {sub} {m} [Allgemeiner Studierendenausschuss] Yüksek Okul Öğrencileri Genel Kurulu
der ASTA {sub} {m} Yüksek Okul Öğrencileri Genel Kurulu
0.002s



Nützliche Links

Deutsche Sprache

Türkische Sprache

Deutsche Grammatik

Türkische Grammatik

Duden online

Türk Dil Kurumu