4 direkte Treffer gefunden für: hast

Deutsch Türkisch
die Hast {sub} {f} acele
die Hast {sub} {f} telâş
hast {v} s. haben
hast [du~] nefret ediyorsun

64 indirekte Treffer gefunden für: hast

Deutsch Türkisch
die Abasie {sub} {f} hastalıktan yürüyecek hali olmama
abatisch {adj} hastalıktan yürüyecek hali olmama
abbeten {v} [betete ab, hat abgebetet] hastalığı okumak
Abteilung für Patientenangelegenheiten {sub} {f} hasta sorunlarına bakan bölüm
Abteilung Patientenbetreuung {sub} {f} hasta destek bölümü
Abwesenheit von Krankheitserregern {sub} {f} hastalık geçiricilerin bulunmaması
Abwesenheit wegen Krankheit {sub} {f} hastalık nedeniyle bulunamama
Abwesenheitszeiten wegen Krankheit {sub} {pl} hastalık dolayısıyle devamsızlık zamanları
die Aerotherapie {sub} {f} [Med.] hastaları hava ile iyileştirme methodu
die Agglutinin {sub} {f} [Med.] hastalık mikroplarını kümleştiren madde
die Aggravation {sub} {f} hastalık belirtilerini dramatik şekilde anlatma
das Aggressin {sub} {n} hastalık yapan bakterilerin metabolizma mahsülü
die Agriothymie {sub} {f} hastalık derecesinde gaddarlık
Akzentuierung prämorbider Persönlichkeitszüge {sub} {f} hastalık öncesi kişilik özelliklerinin belirginleşmesi
allgemeines Befinden von Patienten verbessern {sub} {n} hastaların genel durumunu düzeltmek
Allomorphose hastalıktan değişim
der Allopath {sub} {m} hastalığa karşı hastalıkla tedavi eden doktor
die Allopathie {sub} {f} hastalığa karşı hastalıkla tedavi etme
am Krankenbett hasta yatağında
am Krankenbett stehen {v} hasta yatağının başında durmak
ambulanter Krankenhauspatient {sub} {m} hastahanede ayakta tedavi edilen hasta
die Ambulanz {sub} {f} hastahanenin ayakta tedavi bölümü
an einer Krankheit laborieren {v} hastalıktan çekmek
die Anamnese {sub} {f} [Med.] hastalığın seyrinin anlatılması
die Anamnese {sub} {f} hastanın geçmişi
die Anamnese {sub} {f} hastanın hastalık öyküsü
die Anfall {sub} {f} [Med.] hastalık nöbeti
der Anfall {sub} {m} hastalaık nöbeti
der Anfall {sub} {m} hastalık bunalımı
der Anfall {sub} {m} hastalık nöbeti
der Anfall {sub} {m} hastalığa tutulma
anfallen {v} [fiel an, hat angefallen] hastalık tutmak
anfallen {v} [fiel an, hat angefallen] hastalık yakalamak
anfallsartig {adj} hastalk nöbetine benzer
die Anfälligkeit {sub} {f} hastalığa yakalanmaya eğilimlilik
anlässlich der Krankheit hastalık nedeniyle
anlässlich Krankheit hastalık nedeniyle
der Anstaltspatient {sub} {m} hastahanede yatan hasta
der Anstaltspatient {sub} {m} hastahanede yatan hasta kişi
anstecken {v} [Krankheit] hastalık bulaştırmak
anstecken {v} [Krankheit] hastalık geçirmek
anstecken {v} [Krankheit] hastalık yaymak
anstecken {v} [sich] hastalık bulaşmak
die Ansteckungsgefahr {sub} {f} hastalık geçme tehlikesi
die Ansteckungsgefahren {sub} {pl} hastalık geçme tehlikeleri
ansteckungsverdächtiges Geflügel {sub} {n} hastalık geçme tehlikesi olan kabatlı hayvan
ansteckungsverdächtiges Tier {sub} {n} hastalık geçme tehlikesi olan hayvan
Anwendungen des Patienten {sub} {pl} hastalara yapılan uygulamalar
Anwendungen für Patienten {sub} {pl} hastalar için uygulamalar
die Anzeigeptlicht {sub} {f} hastalık bildirme zorunluluğu
apathogen {adj} hastalığa sebebiyet vermeyen
du hast senin var
ehrhast {adj} onursal
Endlich weißt du, wie du zu fahren hast nihayet nasıl araҫ kullanacağını öğrendin
ich werde dich büßen lassen für das, was du ihm angetan hast ona yaptığının cezasını sana ödeteceğim
ich werde dich zahlen lassen für das, was du ihm angetan hast ona yaptığının cezasını sana ödeteceğim
in großer Hast çok acele ile
kopflose Hast {sub} {f} akılsız acelecilik
panische Hast {sub} {f} telâşlı acele
plötzliche Hast {sub} {f} birdenbire acele
plötzliche Hast {sub} {f} birdenbire telaş
was du gesagt hast demiş olduğun
wenn du nichts dagegen hast eger sen karşı değilsen
wie du es gerne hast nasıl istersen
0.005s