8 direkte Treffer gefunden für: eşit


77 indirekte Treffer gefunden für: eşit

Deutsch Türkisch
Abstandsgleich eşit aralı
abstandsgleich eşit uzaklıkta
Abteilung Gleichheit und Beschäftigung {sub} {f} eşitlik ve bulma dairesi
als gleich behandeln {v} eşit muamele yapmak
angeglichen eşitlenmiş
angleichen {v} [glich an, hat angeglichen] eşitlemek
angleichend {adj} eşitleyen
Anspruch auf Gleichheit {sub} {m} eşitlik hakkı
anteilmäßig verteilen {v} eşit olarak bölmek
anteilmäßig verteilen {v} eşit olarak dağıtmak
auf einer gerechten Grundlage eşit temel üzerine
auf Gleichheit beruhend eşitliğe dayalı
der Ausgleich {sub} {m} eşitleme
ausgleichbar {adj} eşitlenebilir
ausgleichen {v} [gleichmachen] eşit kılmak
ausgleichen {v} [glich aus, hat ausgeglichen] eşitlemek
die Ausgleichsabgabe {sub} {f} eşitleme vergisi
der Ausgleichsbogen {sub} {m} [Rohrbogen] eşitleyici dirsek
das Ausgleichsgefäß {sub} {n} eşitleme kabı
auswägen {v} eşitlemek
der Äquativus {sub} {m} eşitlik derecesi
äquidistant {adj} eşit aralıklı
äquidistante Projektion {sub} {f} eşit aralıklı izdüşüm
die Äquidistanz {sub} {f} eşit aralıkta olan
die Äquifinalität {sub} {f} eşit aralıklılık
das Äquivalent {sub} {n} eşit kıymet
äquivalenter Durchmesser {sub} {m} eşit aerodinamik çap
das Äquivalenzgesetz {sub} {n} eşitlik kanunu
Bitte um Gerechtigkeit {sub} {f} eşitlik için rica
die Disparität {sub} {f} [beim Bildverstehen] eşit olmamak
die Ebenbürtigkeit {sub} {f} eşitlik
die Egalisation {sub} {f} eşit kılma
die Egalisation {sub} {f} eşitleme
der Egalisator {sub} {m} eşitleyici
das Egalisieren {sub} {n} [Sport] eşitleme
egalisieren {v} [Sport] eşitlemek
egalisierendes Lösungsmittel {sub} {n} eşitleyen solvent
der Egalisierer {sub} {m} eşitleyici
die Egalisierung {sub} {f} [Sport] eşitleme
die Egalisierung {sub} {f} [Sport] eşitliği sağlama
das Egalisiervermögen {sub} {n} eşitleme kabiliyieti
egalitär {adj} eşitlikçi
egalitär {adj} eşitliği amaçlayan
egalitär {adj} eşitliği sağlayıcı
die Egalität {sub} {f} eşit küme
die Egalität {sub} {f} eşitlik
ein Gleichgestellter eşit durumda olan
ein Gleichstellungsbeauftragter eşitlik temsilcisi
eine gleichwertige Chance {sub} {f} eşit değerli şans
einebnen {v} eşit hale getirmek
einebnen {v} eşitlemek
die Abart {sub} {f} bir başka çeşit
der Abschnitt {sub} {m} kesit
alle solche tüm bu çeşit
allerhand {adj} çeşit çeşit
allerlei {adj} çeşit çeşit
anderswie {adv} başka çeşit
der Andesit {sub} {m} [Gesteinsart] andezit
der Andesit {sub} {m} [Gesteinsart] Ankara taşı
angleichen (miteinander~) {adj} birbirine eşit
der Anglesit {sub} {m} [Sekundärmineral] anglesit
annähernd gleich {adv} aşağı yukarı eşit
die Art {sub} {f} [Sorte] çeşit
die Art {sub} {f} çeşit
artenreich {adj} çeşit çeşit
der Artikel {sub} {m} çeşit
der Aufriss {sub} {m} dikey kesit
der Aufschnitt {sub} {m} kesit
ausgewachsen {adj} reşit
der Ausschnitt {sub} {m} kesit
der Axialschnitt {sub} {m} eksenel kesit
das Chromomagnesit {sub} {n} krom manyezit
dem Wert entsprechend değerine eşit
der schlimmsten Sorte en kötü çeşit
der Diagonalschnitt {sub} {m} diyagonal kesit
differentieller Wirkungsquerschnitt {sub} {m} diferansiyel kesit
dritte Sorte {sub} {f} üçüncü çeşit
0.003s