Keine direkten Treffer gefunden für: Sar

Deutsch Türkisch

77 indirekte Treffer gefunden für: Sar

Deutsch Türkisch
abblühen {v} [er blühte ab, hat abgeblüht] sararmak
abdocken {v} [dockte ab, hat abgedockt] sargıyı boşaltmak
der Abdocker {sub} {m} sar çözücü
Abgang haben {v} şarabın lezzetini içtikten sonra hissetmek
abgependelte Leuchte {sub} {f} sarkaçlanmış ışık
abgespult sarılmış
abhalsen {v} [halste ab, hat abgehalst] sarmalamak
abhalsen {v} [halste ab, hat abgehalst] sarılmak
abhängig machen von etwas şart ileri sürmek
abhängig sein von şartlı olmak
Abkürzungen in der Titelaufnahme {sub} {pl} şarkı kaydında kısaltmalar
das Abmachen {sub} {n} şarta bağlama
abmachen {v} [machte ab, hat abgemacht] şarta bağlamak
das Abnahmeheft {sub} {n} şartname
abrollen {v} [rollte ab, hat abgerollt] sargıyı çözmek
abschüssig {adj} sarp
abschüssig sein {v} sarp olamak
abschüssige sarp
die Abschüssigkeit {sub} {f} sarplık
abschütteln {v} [schüttelte ab, hat abgeschüttelt] sarsmak
abschüttelnd {adj} sarsan
absingen {v} şarkıyı sonuna kadar söylemek
absolut {adj} şartsız
abspulen {v} [spulte ab, hat abgespult] sargıyı çözmek
Abspulen {v} sargıyı çözme
abspulend {adj} saran
Abstand nehmen von {v} sarfınizar etmek
der Absturz {sub} {m} [Abhang] sarp bayır
abstürzen {v} [Abhang] sarp inişli olmak
abwickeln {v} [wickelte ab, hat abgewickelt] sargıyı çözmek
die Abwicklung {sub} {f} sargıyı çözme
Abziehen des Weins {sub} {n} şarap çekme
die Achloropsie {sub} {f} sarı-yeşil görememe
die Acholie {sub} {f} sarılık
die Adenosinkinase {sub} {pl} sara tedavisinde kullanılan enzimler
der Adlerfisch {sub} {m} sarıağız balığı
die Adlerfische {sub} {pl} sarıağız balıkları
der Aland {sub} {m} [Fischart] sarı balık
der Alandblecke {sub} {m} sarı balık
algemeine Methodik der Titelaufnahme {sub} {f} şarkı kaydı genel metot
der Alki {sub} {m} [ugs.: Alkoholiker] sarhoş
das Alkoholdelikt {sub} {n} sarhoşluk suçu
alkoholisieren {v} [alkoholisierte, hat alkoholisiert] sarhoş etmek
alkoholisiert {adj} {ugs.} sarhoş
der Alkoholrausch {sub} {m} sarhoşluk
die Aloe {sub} {f} [Aloe vera, Aloe barbadensis, A. Officinalis] Sarısabır, Sabır, Sabur, Alö, Ödağacı
die Aloe {sub} {f} sarısabır
der Aloeextrakt {sub} {m} sarısabır hülâsası
die Aloesäure {sub} {f} sarısabır asidi
die Aloetinktur {sub} {f} sarısabır tentürü
die Alpendohle {sub} {f} [Pyrrhocorax graculus] Sarı gagalı dağ kargası
abgekürzt {adj} muhtasar
abstrakter Schaden {sub} {m} soyut hasar
die Agenten {sub} {pl} casusar
die Akropolis {sub} {f} hisar
allgemeiner Schaden {sub} {m} genel hasar
der Allmählichkeitsschaden {sub} {m} kademeli hasar
angenommener Schaden {sub} {m} varsayılan hasar
angenommener Totalschaden {sub} {m} varsayılan toplam hasar
der Antiquitätenbasar {sub} {m} antika pazarı
der Auktionskommissar {sub} {m} müzayede simsarı
der Ausstellungskommisar {sub} {m} sergi komiseri
die Ausstrahlung {sub} {f} intişar
der Average {sub} {m} [(Seewesen) Havarie] (denizcilikte) büyük hasar
äußere Beschädigung {sub} {f} dış hasar
äußerlich nicht erkennbare Beschädigung {sub} {f} dışından görünmeyen hasar
der Bagatelleschaden {sub} {m} önemsiz hasar
der Bagatellschaden {sub} {m} kazada oluşan küçük hasar
der Bagatellschaden {sub} {m} küçük hasar
der Bagatellschaden {sub} {m} ufak tefek hasar
der Bagatellschaden {sub} {m} önemsiz hasar
der Basar {sub} {m} pazar
der Basar {sub} {m} pazar yeri
der Basar {sub} {m} çarşı
bauliche Beschädigung {sub} {f} yapısal hasar
der Bergschaden {sub} {m} yeraltı toprak kaymasından oluşan hasar
der Beschaffenheitsschaden {sub} {m} yapısal hasar
0.004s