21 direkte Treffer gefunden für: şık


77 indirekte Treffer gefunden für: şık

Deutsch Türkisch
abdichten {v} [dichtete ab, hat abgedichtet] sıkıştırmak
abdichten {v} [einstemmen] sıkıştırarak sızmayı önlemek
die Abdichtung {sub} {f} sıkılık
abgedichtet {adj} sıkı
abgedrückt {adj} sıkıca bastırmak
abgekartet {ugs.} şikeli
abgekartetes Spiel {sub} {n} [Sport] şikeli maç
abgeklemmt sıkıca bağlı
abgeleiert sıkıcı bir şekilde okunmuş
abgeschnürt sıkıca bağlanmış
Abhilfe von Beschwerden {sub} {f} şikâyetlere çözüm bulma
abkarten {v} [kartete ab, hat abgekartet] şike yapmak
die Abklemm-Gripzange {sub} {f} sıktırmalı kerpeten
abklemmen {v} [klemmte ab, hat abgeklemmt] sıkı bağlamak
abklemmend {adj} sıkıca bağlayan
die Abklemmung {sub} {f} sıkıca bağlama
die Abkürzungssprache {sub} {f} sıkça kısaltma kullanılarak çirkinleştirilen dil
ableiern {v} [leierte ab, hat abgeleiert] sıkıcı bir şekilde okumak
abpressen {v} [presste ab, hat abgepresst] sıkarak suyunu çıkarmak
der Abpressflansch {sub} {m} sıkıştırma flanşı
die Abpresskraft {sub} {f} sıkıştırma gücü
die Abpressmaschine {sub} {f} sıkıştırma makinesi
die Abpressung {sub} {f} sıkıştırma
das Abpressverhältnis {sub} {n} sıkıştırma oranı
die Abpressvorrichtung {sub} {f} sıkıştırma aygıtı
die Abpresswalze {sub} {f} sıkıştırma silindiri
die Abpreßvorrichtung {sub} {f} sıkıştırma düzeneği
die Absatzmuffe {sub} {f} sıkma halkası manşonu
die Abschlussschraube {sub} {f} sıkma vidası
der Absprengabsteller {sub} {m} sıkıştırma detektörü
abstraffen {v} sıkılaştırmak
abwringen {v} sıkmak
abzehren {v} [sich] sıkıntı çekmek
das Ach {sub} {n} sıkıntı
allzuoft {adj} sık sık
das Alpenveilchen {sub} {n} siklamen
Alternative zu härterer Arbeit {sub} {f} sıkı işe alternatif
der Andrang {sub} {m} sıkma
der Andrang {sub} {m} sıkıştırma
der Andrang {sub} {m} sıkışıklık
der Andrückblock {sub} {m} sıkıştırma bloğu
die Andrückbürste {sub} {f} sıkıştırılmış fırça
andrücken {v} [drückte an, hat angedrückt] sıkmak
andrücken {v} [drückte an, hat angedrückt] sıkıştırmak
der Andrücker {sub} {m} sıkıştırıcı
aneinander {adv} sıkışık
aneinander rücken {v} sıkışmak
angespannte Arbeitsmarktsituation {sub} {f} sıkışık piyasası durumu
angespannter Arbeitsmarkt {sub} {m} sıkışık emek piyasası
angespannter Arbeitsmarkt {sub} {m} sıkışık piyasası
angespannter Geldmarkt {sub} {m} sıkışık para piyasası
100 Euro zu wenig [fischt*] 100 euro eksik
das Abbiegelicht {sub} {n} başka yöne sapan ışık
das Abblendlicht {sub} {n} kıza hüzmeli ışık
die Abendmusik {sub} {f} akşam müziği
abgeblendetes Licht {sub} {n} sönük ışık
abgebrochen {adj} kesik
abgedrosselt {adj} kısık
abgehackt [reden] kesik kesik
abgeklebt yapışık
abgependelte Leuchte {sub} {f} sarkaçlanmış ışık
abgeschnitten kesik
der Abkratzlöffel {sub} {m} kazıyıcı kaşık
der Abortuslöffel {sub} {m} doğumda kullanılan kaşık
absolute Musik {sub} {f} mutlak müzik
die Absolutschwelle {sub} {f} mutlak eşik
abstrus karmaşık
abstrus karışık
die abwechlungsreichste {sub} {f} en değişik
abwechselnd {adj} almaşık
abwechslungsreich {adj} çok değişik
abweichend {adj} değişik
das Achterlicht {sub} {n} arka ışık
adaptive Musik {sub} {f} uygun müzik
die Adäquanz {sub} {f} yakışık
die Agrikulturphysik {sub} {f} ziraat kültürü fiziği
aktinisches Licht {sub} {n} aktiniksel ışık
0.003s