12 direkte Treffer gefunden für: üzerinde


77 indirekte Treffer gefunden für: üzerinde

Deutsch Türkisch
abgemachte Sache {sub} {f} üzerinde anlaşılmış bir şey
abgemachter Preis {sub} {m} üzerinde anlaşılan fiyat
als sprechen wir üzerinden konuşuyormuşuz gibi
die Ammenstämme {sub} {pl} [verrottende Baumstämme, auf denen junge Bäume sprießen] üzerinde taze filizler çıkan ağaç kökü
anhaben {v} [Kleider] üzerinde olmak
Anspruch haben auf {v} üzerinde hakkı olmak
das Arbeitsteil {sub} {n} üzerinde çalışılan parça
aufliegen {v} [auf etwas sein] üzerinde durmak
aufliegen {v} [lag auf, hat aufgelegen] üzerinde bulunmak
aufliegen {v} [lag auf, hat aufgelegen] üzerinde durmak
der Auflieger {sub} {m} üzerinde duran
die Aufliegerplatte {sub} {f} üzerinde duran levha
die Aufliegerstütze {sub} {f} [Sattelauflieger] üzerinde duran semer mesnedi
befahren {v} [Straße: befuhr, hat befahren] üzerinden taşıt ile geçmek
die Befahrung {sub} {f} üzerinden geçiş
die Befahrung {sub} {f} üzerinden geçme
befliegen {v} [Strecke] üzerinden uçmak
begehbar {adj} üzerinde yürünebilir
begehbar {adj} üzerinden geçilebilir
die Begehbarkeit {sub} {f} üzerinde yürünebilirlik
begehen {v} [beging, hat begangen] üzerinde yürümek
begehend {adj} üzerinde yürüyen
Begehkanal {adj} üzerinde yürüme kanalı
die Begehung {sub} {f} üzerinde yürüme
bei sich haben üzerinde olmak
betonen {v} [betonte, hat betont] üzerinde durmak
Dach mit darüberliegendem Isoliermaterial {sub} {n} üzerinde izole malzemesi olan çatı
diskutierbar {adj} üzerinde konuşulabilir
durchqueren {v} [ich durchquerte, ich habe durchquert] üzerinden geçip gitmek
durchquerend {adj} üzerinden geçip giden
durchquert üzerinden geçip giden
die Durchquerung {sub} {f} üzerinden geçme
der Eisstand {sub} {m} üzerindeki buz kütlesinden dolayı akarsuyun hareketinin durması
entlasten {v} üzerinden yükünü almak
erdenken {v} üzerinde düşünerek icat etmek
es hat was auf sich üzerinde bir şey var
herumtrampeln {v} üzerinde tepinmek
hinüber {adj} üzerinden
Ist es begehbar? üzerinden gidilirmi?
jemandem zusetzen {v} {ugs.} üzerinde baskı kurmak
jähren, sich {v} üzerinden bir yıl geçmek
kaum der Rede wert üzerinde konuşmaya değmez
die Kniestockwand {sub} {f} üzerinde çatı duran duvar
Konto mit Habensaldo {sub} {n} üzerinde para olan hesap
lag auf [es~] üzerindeydi
leichthin {adv} üzerinde düşünmeden
mit einem Zettel versehen üzerinde bir kâğıt bulunan
mit einem zusätzlichen Vermerk versehen üzerinde ek notu olan
nachforschen {v} [forschte nach, hat nachgeforscht] üzerinde araştırma yapmak
nachzeichnen {v} [Linie, Umriss] üzerinden çizmek
nicht befahrbar [Fluss] üzerinden taşıtla geçilemez
auf [Präposition +Dativ: Ort] -in üzerinde
auf dem Papier kâğıt üzerinde
auf dem See {sub} {m} gölün üzerinde
auf dem Strich çizgi üzerinde
auf den Beinen ayakları üzerinde
auf der Straße yol üzerinde
auf der Tastatur tuş üzerinde
auf einem Bankett bir banketin üzerinde
auf einem Formular bir belge üzerinde
auf einem Träger bir taşıyıcı üzerinde
auf rutschigem Boden kaygan zemin üzerinde
auf Skiern kayaklar üzerinde
darüber {adv} [Ort] bunun üzerinde
darüber [Thema] bunun üzerinde
drauf {adv} bunun üzerinde
drauf {adv} onun üzerinde
drauf {adv} şunun üzerinde
hoch gelegen {adj} deniz seviyesi üzerinde
hochgelegen {adj} deniz seviyesi üzerinde
unten auf aşağıda üzerinde
unten auf dem Bild aşağıda resmin üzerinde
unten auf der Treppe aşağıda merdiven üzerinde
über [Präposition +Dativ: Ort] -in üzerinde
über dem Tisch masanın üzerinde
über den Wolken bulutlar üzerinde
überdurchschnittlich {adj} ortalamanın üzerinde
0.003s