34 direkte Treffer gefunden für: yer


77 indirekte Treffer gefunden für: yer

Deutsch Türkisch
der Aalwurm {sub} {m} yer solucanı
ab Platz yerinden teslim
die Abarbeitungszeit {sub} {f} yerine getirilme süresi
Abbau im Tagebau {sub} {m} yeryüzünde maden işletme
Abbau im Tiefbau {sub} {m} yer altında maden işletme
Abbau über Tage {sub} {m} yerüstü maden çıkarma
abbefördern {v} [beförderte ab, hat abbefördert] yerinden kaldırıp başka bir yere taşımak
Abblättern vom Laufflächengummi {sub} {n} yere temas lastiğinin soyularak kalkması
abdienen {v} [Militärdinest: diente ab, hat abgedient] yerine getirmek
abducken {v} [duckte ab, hat abgeduckt] yere yatmak
abfrißt yerse
abgeholt yerinden alınmış
abgelöst yerine yenisi konmuş
abgelöst sein {v} yerini başkasına devretmiş olmak
abgerissen yerinden sökülmüş
abgeschlossen Anweisung {sub} {f} yerine getirilmiş talimat
abgeschlossene Anforderung {sub} {f} yerine getirilmiş sipariş
abgesetzt yere indirilen
abhanden kommen {v} yerinde bulunmamak
das Abhandenkommen {sub} {n} yerinde bulunmama
abhängen {v} [hing ab, hat abgehangen] yerinden indirmek
Ablage und Wiederauffinden von Informationen {v} yerine koyma ve bilgilere tekrar ulaşabilme
der Ablagebefehl {sub} {m} yerine koyma emri
Ablagerung in Untertagedeponien {sub} {f} yeraltı depolarındaki birikim
der Ablagezylinder {sub} {m} yerleştirme silindiri
die Ableistung {sub} {f} yerine getirme
ablösen {v} [löste ab, hat abgelöst] yerine geçmek
die Ablösung {sub} {f} yerine geçme
Abmessungen der Einbaunische {sub} {pl} yerleştirme boşluğunun ölçüleri
abplatzen {v} [platzte ab, hat abgeplatzt] yerinden oynamak
abschmieren [Flugzeug] yere düşmek
das Abschmieren {sub} {n} [Flugzeug] yere düşme
Absenkung des Grundwasserspiegels {sub} {f} yeraltı suyunu çökeltme
die Absenz {sub} {f} yerinde bulunmeme
das Absetzen {sub} {n} yere indirme
absetzen {v} [setzte ab, hat abgesetzt] yere indirmek
absetzen {v} [setzte ab, hat abgesetzt] yerleştirmek
das Absetzfahrzeug {sub} {n} yerleştirme aracı
die Absetzplatte {sub} {f} yerleştirme levhası
absitzen {v} [saß ab, hat abgesessen] yere inmek
abspreizen {v} [spreizte ab, hat abgespreizt] yere dayamak
abspringen {v} [sprang ab, ist abgesprungen] yere vurarak zıplamak
die Abstattung {sub} {f} yerine getirme
abstellen [ablegen, vorübergehend] yere koymak
abstellen {v} [stellte ab, hat abgestellt] yere koymak
abstellende Gesellschaft {sub} {f} yerleştiren firma
die Abwasserversickerungsanlage {sub} {f} yeraltı atık su bertaraf etme tesisi
abzuholende Sendung {sub} {f} yerinden alınması gereken posta
acherontisch {adj} yer altına ait
der Ackergamander {sub} {m} yer meşesi
der Ackergamander {sub} {m} yer çamı
die Abdeckerei {sub} {f} hayvan leşlerinin veya kadavralarının yok edildiği yer
abgelegen [Gegend] tenha bir yer
abgelegen [Gegend] ıssız bir yer
abgelegener Ort {sub} {m} uzak yer
abgenutzte Stelle {sub} {f} yıpranmış yer
abgerissene Klebstelle {sub} {f} sökülen yapışkanlı yer
die Abgrabung {sub} {f} kazılmış yer
die Ablage {sub} {f} [Kleider~] vestiyer
ablandiger Standort {sub} {m} karadan denize doğru rüzgâr esen yer
die Abschrankung {sub} {f} [Absperrung] bariyer
die Abzugsquelle {sub} {f} malın geldiği yer
die Achillesferse {sub} {f} kan alınacak yer
akademische Laufbahn {sub} {f} akademik kariyer
aktueller Standort {sub} {m} şimdiki bulunan yer
am Arsch der Welt [vulgär] ıssız bucaksız bir yer
der Amputationsbereich {sub} {m} ampütasyon yapılan yer
anderorts başka yer
angenehmer Ort {sub} {m} rahat yer
die Anlaufstelle {sub} {f} ilk başvurulacak yer
die Anschrankung {sub} {f} [Absperrung] bariyer
der Ansitz {sub} {m} pusu kurulan yer
die Ansprechstelle {sub} {f} başvurulacak yer
das Archiv {sub} {n} [für wichtige Unterlagen] evrakların saklandığı yer
der Arztpraktikant {sub} {m} doktor stajyer
das Asyl {sub} {n} sığınacak yer
auffällige geographische Örtlichkeit {sub} {f} dikkat çekici coğrafi yer
0.006s