| Deutsch | | | Türkisch |
| aalglatt | | [Adj.] | ele avuca gelmeyecek kadar kaygan |
| abbetteln | v | | istediÄŸini elde edene kadar yalvarmak |
| Abend bis zur Dunkelheit | | | gece karanlığına kadar |
| das Abfüllen | n | | ağzına kadar doldurmak |
| Absicherung von der Wiege bis zur Bahre | f | | beÅŸikten sedyeye kadar emniyet |
| absingen | v | | şarkıyı sonuna kadar söylemek |
| abtelefonieren | v | | karttaki parayı bitirinceye kadar telefon etmek |
| abwettern | | [Sturm] | fırtına geçinceye kadar beklemek |
| akkurat | | | yeteri kadar |
| allen Grund haben, etw zu tun | | | bir şeyi yapmak için yeteri kadar sebep bulunmak |
| alles bis auf den letzten Rest aufessen | | | son haddine kadar hepsini yiyip bitirmek |
| alles bis aufs Hemd verlieren | | | ceketine varıncaya kadar kaybetmek |
| alles bis aufs I-Tüpfelchen genau machen | | | noktasına virgülüne kadar dikkat etmek |
| als ob ich nicht schon genug Probleme hätte | | | sanki benim yeteri kadar sorunum yokmuş gibi |
| der Altenteilsvertrag | m | | ölünceye kadar yaşlılara bakma anlaşması |
| an die Tausend | | | bin kadar |
| an Hundert | | | yüz kadar |
| an Tausend | | | bin kadar |
| anders als bisher | | | ÅŸimdiye kadarkinden baÅŸka |
| anfüllen | v | [sich] | ağzına kadar dolmak |
| anfüllen | v | | ağzına kadar doldurmak |
| angehen | v | | alâkadar etmek |
| angehen | v | | alâkadar olmak |
| Anlieferung frei Haus | f | | eve kadar teslim |
| anwachsen auf | v | [Betrag] | …kadar çoğalmak |
| anwendbar bis | | | ...a kadar kullanabilir |
| anwendbar bis | | | ...e kadar kullanabilir |
| anwesend bleiben | v | | sonuna kadar bulunmak |
| anzwitschern | v | [sich einen-:umgamgssprachlich, salopp] | sarhoş olana kadar içmek |
| Arbeit ist fertig zu stellen bis zum | f | | …tarihine kadar işin bitmesi lâzım |